Yetersizlik Hissi / Yaşam Koçunuz Haluk Gültekin Yazdı…!

Sevgili Dostlarım,

Bu hafta hepimizin çoğu zaman yaşadığı ve hayatımızı zorlaştıran bir duygu üzerine sohbet etmek istiyorum. Sadece bireysel olarak değil bazı toplumların yaşam kalitesini de düşüren bu duygunun adı “YETERSİZLİK” duygusu.

Kişinin kendini olaylar, kavramlar veya diğer kişiler karşısında yetersiz görmesi kişiyi çekingen ürkek bir konuma getirerek pasifleştiriyor. Çoğumuz bunu sık sık yaşamakla birlikte farkına varmadan bu sinsi duygunun etkisi altına giriyoruz.

Gün içinde farkında olmadan yapabileceğimizin daha üstünde görevler üstlenmiş veya yetişebileceğimizden fazla randevu vermiş olabiliriz tabi ki günün sonunda yerine getiremediğimiz görevlerin yetişemediğimiz randevuların bize geri dönüşü sinsi bir “yetersizlik” duygusu ile olacaktır.

Bir magazin dergisinde okuduğumuz herhangi bir sanatçının şöhreti veya bir işadamının zenginlik seviyesi de bizde bu duyguyu gizlice ortaya çıkarabilir.

Bazen hiç ummadığımız bir zamanda mesela televizyonda bir dizi seyrederken dizi oyuncusunun düzgün fiziği veya yakışıklılığı da bizi, bu görüntüyü kendi görüntümüzle kıyaslatarak, yetersizlik duygusuna sokabilir.

Kurumsal bir sistemin parçası olarak uzun yıllar hizmet vermiş bir kişinin bir gün bu kurumdan ayrılarak benzeri bir konuda kendi işini kurma cesareti bulamamasının altında yatan da bu duygudur. İçinde bulunduğu kurum tüm haşmeti ve yoğun temposuyla kişinin aklından geçebilecek her türlü girişimin yetersiz kalacağı ezberini oluşturmuştur bir kere.

Yetersizlik duygusunun kökünde “Asla yetmeyecek” “Asla bu kadar düzgün fiziğim olamaz” ”Asla bu kadar varlıklı olamam” “Asla bu kapasitede bir iş kuramam” formunda olumsuz cümleler bulunmaktadır. Bu cümleler genellikle “utanç” kültürüne sahip toplumlarda daha sık görülen ve daha kolay yerleşen olumsuz cümlelerdir. Zaten giriş cümlemde de “bazı toplumlarda” derken utanç kültürünü beslemeyen toplumlarda bu sinsi duygunun yeşermediğini belirtmek istedim. İlerideki bir sohbetimde “utanç” kültürü hakkında da birkaç söz söylemeye gayret ederim.

Giderek küreselleşen bir Dünyada gelişen bir iletişim çağında yaşıyor olmamız da bir başka talihsizliğimiz. Benim çocukluğumda görebildiğimiz en düzgün fizik yapısı mahallenin güzel kızı veya yakışıklı abisine aitti, en zengin kişi de tanınan bir sanayici idi onun da yaşantısı çok medyatik değildi. Her mahalle kendi sosyal yapısına uygun oluştuğu için özenilecek veya bizde yetersizlik duygusu yaratacak değerlere sahip pek fazla kişi olmazdı.

Peki, utanç kültürü yoğun toplumlarda bireylerin bu “yetersizlik duygusu” ile mücadelesi veya savunma mekanizması nasıl olmaktadır. Sanırım etkiyi gidermek için zıt tepki mekanizması burada da kendini göstererek bireylerde bir çeşit “narsizm duygusu” yaratmaktadır. Kişi kendini kendi gözünde yetersiz gördüğü oranda çevresinden takdir ve beğeni beklemekte ve bunu elde edebilmek için her yolu denemektedir.

Hepimiz beklentisinde olduğumuz beğenilerin çokluğu ölçüsünde iyi ve başarılı hissediyoruz kendimizi. Peki, yetersizlik duygusuyla baş edebilmenin yolu bu mudur? Tabi ki hayır.

Bence ilk yapmamız gereken dilimizden ve aklımızdan yukarıda örneklerini verdiğim olumsuz sözcükleri silelim. Bize bu sözcüklerin içinde bulunduğu yaklaşımlar yapıldığı zaman bunun belli bir hedefe hizmet edebileceğini gayenin bizi yetersiz hissettirmek olabileceğini hiç unutmayalım.

İkinci yapmamız gereken ise bize gösterilen örneklerdeki güzel fizik, güçlü kurum veya zengin kişi imajlarının tek taraflı gösterildiğinin farkına varalım. Biz kendimizi bir bütün olarak görebildiğimiz için zayıf noktalarımızı da görmekteyiz bu yüzden güçlü noktalarımızı yeterince takdir edememekte ve ön plana çıkaramamaktayız oysa bize gösterilen örneklerde kişi veya kurumların sadece güçlü ve ön plana çıkmış yönleri gösterilmektedir. Bunu lütfen aklımızdan hiç çıkartmayalım.

Son bir önerim de gece yatarken lütfen günü düşünmeyin, günün içinde yetişememiş yapamamış olduğunuz bir şeyin size yetersizlik hissi yaşatmasına ve uykuya böyle yollamasına izin vermeyin. Yatma ve kalkma saatlerinizi de, eğer mümkünse, ayarlamaya çalışın böylece sabah uyandığınızda ne az uyumuş olmaktan ne de çok uyuyup geç kalmış olmaktan dolayı duyacağınız yetersizlik duygusunu da engellemiş olursunuz. Bunu lütfen ciddiye alın zira her sabah tekrarlanabilecek bu duygu da kendi kendini lüzumsuz besleyecektir.

Hepinize kendinizi hep yeterli hissedeceğiniz ve hep çok başarılı olacağınız günler dilerim.

Haluk Gültekin

Yaşam ve İlişkiler Koçu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir