Arkadaş ve Dost / Yaşam Koçunuz Haluk Gültekin yazdı..!

Sevgili Dostlarım,

Bu hafta da yine fazlasıyla kullanmakta olduğumuz iki kelime üzerine sohbet edeceğiz. Bu kelimeler de “Dost” ve “Arkadaş”. Geçmiş senelerde mensubu bulunduğum bir sivil toplum kuruluşunda uzunca bir süre “Dostluk Komitesi” başkanlığı yaptığımdan bu sözcüklere ilgim hayli eskiye dayanır.

Çoğumuzun bildiği gibi “Arkadaş” kelimesi ecdadımızın Orta Asya da yaşadığı dönemlerden kalmadır. O devirlerde henüz zırh icat edilmediği için savaşçılar arkadan vurulmamak için sırtlarına bir taş bağlarlardı savaşa giderken. Sırt bölgesini kalleşçe bir saldırıdan koruyan bu taşa da “Arka taşı” derlerdi. Zamanla bu deyiş birleşip yuvarlanarak “Arkadaş” haline gelmiştir. Dost ise Farsça kökü “Dust” olan ve eski Pers dillerine kadar uzanan bir kelime olup manası her ne kadar “Seven” veya “Sevgili” olsa da hükümdar saraylarında görev yapan güvenilir yüksek rütbeli subaylar için de kullanılmıştır.

Bizler çoğu zaman yanlış bir yüceltmeyle “Arkadaş” sözcüğünü Anadolu’da çok doğru bir anlam taşıyan “Tanış” sözcüğü yerine Dost sıfatını da hakikatte Arkadaş sıfatı yerine kullanıyoruz. Tarif olarak da tanıdığımız arada bir de olsa görüştüğümüz kişilere arkadaş, ilişkimizin daha uzun sürdüğü ve sırlarımızı paylaşabildiğimiz arkadaşa da dost diyoruz. Yakından incelediğimizde çok rahatlıkla görebiliriz ki bu iki kelimenin de kapsadığı tek ve en önemli duygu “Güvendir”. Birinde sırtımızı yani savaşta beklenmeyen tehlikelere açık olan bölgemizi, diğerinde içinde yaşadığımız ülkenin hünkârını yani belki devletimizi, milletimizi emanet ediyoruz bu sıfatları taşıyan kimselere.

Peki, bu günkü yaşantımızda dil alışkanlığını bir tarafa bırakırsak gerçekten bize böylesi güven veren, böyle hitap edilmeyi hak eden kaç dosta, kaç arkadaşa sahibiz

On veya daha fazla diyenler beni şaşırtır. Gerçekten savunma duvarlarınızı kaldırıp yaşantınızdaki tüm gerçekleri paylaşabileceğiniz on veya fazlası dostunuz varsa şanslı azınlıktasınız demektir J

Bu yaşantımızın bir gerçeğidir. Tedirgin olmamıza da gerek yoktur. Gerçek dost içimizdedir.

Tam olarak güvenebileceğimiz en büyük dostumuz yine kendimiziz. Zaten günlük yaşantımızda dikkat edecek olursak en uzun ve en sık diyaloğu kendimizle kurduğumuzun farkına varırız. Bizim bizden daha yakın, daha samimi ve daha güvenilir bizden başka dostumuz olması oldukça zor ve uzak bir ihtimaldir.

Bütün bu yazdıklarımdan sakın ola ki kimseyle dostluk etmeyelim veya hiçbir dost güvenilir değildir anlamları çıkarmayalım. Ben sadece çevremizde olabilecek tüm dostlar arasında en güvenilir olanın kendimiz olduğunu vurgulamaya çalıştım.

Bu yüzden de kendimizi daha iyi tanımaya, daha çok sevmeye ve bu içsel diyaloğu daha sık yapmaya ihtiyacımız olduğunu belirtmeye gayret ettim.

Sohbetimizi daha açıklayıcı olması açısından âşık Veysel’in bir sözüyle bitirmek istiyorum

“Dost dost diye nicesine sarıldım benim sadık yârim kara topraktır”. Burada koca şairin toprak derken yaradılış bakımından özümüzü teşkil eden topraktan bahsederek sadık yârinin sadece kendi özü olduğunu vurguladığına da dikkatinizi çekmek isterim.

Hepinize içsel ve dışsal dostluklarla çevrelenmiş huzur dolu bir yaşam diliyorum.

En içten sevgilerimle

Haluk Gültekin

Yaşam ve ilişkiler Koçu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir