Aşk ve Sevgi / Yaşam Koçunuz Haluk Gültekin yazdı..!

Sevgili Dostlar,

Bu hafta sizinle çok fazla kullandığımıza emin olduğum iki kelime üzerinde sohbet etmek istedim. SEVGİ ve AŞK

Bu iki kelimenin ifade ettiği hisler için evrensel bir tanım yapmanın çok zor olduğunu gayet iyi biliyorum. Eminim ki bir anket yapsak aşk ve sevgi ne demektir desek bu yazıyı okuyacak tüm dostlarımız sayısında farklı tarifler elde ederiz. Bu tariflerin en az yüzde altmışında aşk sevginin coşkulu başlangıcı ve bitmeye mahkum bir giriş bölümü olarak tarif edilecektir. Gerçek bu mudur bence hayır. Aşk heyecan ve coşku düzeyi yüksek bir duygudur ama bitmeye mahkum bir giriş bölümü değildir. Burada sözünü ettiğimiz coşku ve heyecan düzeyini sürdürmeyi becerebilirsek bir ömür boyu sürecek olan aşkı buluruz.

O zaman isterseniz olabilecek tüm tarifleri şöyle toparlayalım her ikisi de iki kişi arasında oluşabilen yoğun bir duygu alışverişidir sadece biri diğerinden daha coşkulu, daha heyecanlı, daha ateşlidir. Tanışma ve tanışmayı takip eden kısa süreç içinde bu unsurlar olabildiğince üst düzeyde olduğu için ilişki her zaman aşkla başlar.

Araştırmalar göstermiştir ki aşkın gözü zannedildiği gibi kör değildir. Kişi gerek çevresel faktörler (coğrafi yakınlık dolayısıyla sık görüşebilme imkanı) gerek kişisel faktörler (fiziksel ve duygusal uyarılma) ve gerek se zamansal ( o dönemde romantik bir ilişkiye hazır olmak gibi)faktörlerin etkisiyle bu aşka zaten hazırlanmış durumdadır yani aşk bal gibi bilinçlidir.

Bu duygusal çekilimle kişi ilk anda ileri zamanları pek düşünmez yani karşısındaki kişinin gerçekten her yönüyle onun tam da istediği özelliklere sahip olup olmadığı o evrede çok da önemli değildir. H.L.Meneken’in dediği gibi “Aşk hayal gücünün akıl karşısındaki zaferidir”

Zaman ilerledikçe bu karşılıklı etkileşimlerin gidişine göre:1-Aşk kalıcı olur ve ömür boyu sürer 2-Aşk daha ılımlı bir sevgiye döner 3-Tüm ilişki biter. Tabi burada yer zaman kısıtlaması dolayısıyla fazla detaylandıramıyorum ama sadece başlık olarak vermekte fayda olabilir 4-Hastalıklı bir tutkuya dönüşebilir veya 5-Aşk çizgisinin diğer tarafına geçerek nefrete dönüşebilir.

İletişimin sürdüğünü ve güzel bir ilişkiye dönüştüğünü düşünelim çok fazla detaya girmemek adına yaşanan ortak duyguya da genel ifadesiyle sevgi diyelim. Bu güzel duygunun ve ilişkinin sürmesinin önünde ne gibi tuzaklar olabilir nelere dikkat etmemiz gerekir.

En klasik olanlar 1-Suçlamak 2- Eleştirmek ve 3- Kişisel haklılıktır.

1-Karşımızdakini suçlamak aslında onun herhangi bir olayda suçlu olduğunu göstermekten öte bizim sorumluluk almadığımızı, içinde bulunduğumuz koşullar için başkasını suçlama eğiliminde olduğumuzu yani yaşamımızın kontrolünü elimizde tutmadığımızı gösterir.

2-Eleştirmek aslında bir ihtiyacımızın karşılanmadığını ve bundan duymakta olduğumuz korkuyu gösterir. “Sevginin Beş Dili” kitabının yazarı Gary Chapman nın dediği gibi: “Eleştiri sevgi için yalvarmanın etkisiz bir yoludur”

3-Daima haklı olmak ihtiyacı duyuyorsak bunu da doğru iyileştirme yöntemi olarak daima şu cümleyi hatırlayalım: “Haklı olmak yerine mutlu olmayı seçelim” Uzun bir tartışmanın sonunda haklı bile çıksak mutlu çıkamadığımızı unutmayalım.

Bu en klasik olan üç tuzağın dışında belki de bazen bunlardan daha sık rastlanan ve daha tehlikeli olan bir dördüncüsü vardır ki o da karşılıksız sevgiye olan yanlış inanış  Karşılıksız sevgi yoktur. Çoğunuzun itiraz ettiğini duyar gibiyim. Burada karşılıktan maddi, somut veya duygusal karşılığı anlıyorsak kısmen haklısınız. Ancak karşılık bazen karşıdan gelen değil bizzat içinizden gelendir bu durumda buna karşılık demeyelim bedel diyelim.

Sevgimizin bedelini bazen karşımızdaki kişinin de bizi yoğun bir şekilde seviyor olmasından, bazen onun bize sunmakta olduğu yaşam kolaylığından, bazen bizi şımartma derecesinde ödüllendirmesinden alabildiğimiz gibi bazen de içimizdeki bir boşluğu farkında olmadan dahi doldurabiliyor olmasından yani eksik bir tarafımızı tamamlıyor olmasından da karşılıyor olabiliriz.

Bu bedel kesilirse veya azalırsa ne olur diyecek olursanız tabi ki sevgi de aynı hızla olmasa bile zamanla azalır ve biter. Kişinin karşısındakine vermekte olduğu ve ona kendini özel hissettiren bazı yaklaşımları azaltması veya hiç vermemesi ona sevgisini daha az göstermeye başlaması bu sonu sağlayabildiği gibi bedeli kendi içinden almakta olan kişinin de bir terapist veya yaşam koçu ile geçireceği seanslar sonunda içindeki eksik kısmı tamamlaması da aynı sonuca ulaşmayı sağlayabilir.

Sevgi konusu yaşamımızın temelini oluşturduğu için çok geniş ve derin bir konu önümüzdeki haftalardan birinde bu konuya geri dönerek özellikle karşılıksız sevgi konusunda biraz daha sohbet ederiz.

Hepinize çok sevdiğiniz ve çok sevildiğiniz ve hiç bitmeyecek mutlu günler diliyorum.

En içten sevgilerimle

Haluk Gültekin

Yaşam ve İlişkiler Koçu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir